Hiç yapman gereken bir işi ertelediğin oldu mu? İçten içe “aslında yapabilirim” dediğin halde, bir türlü adım atamadığın… Ve o anlarda zihninden geçen cümlelerin “ya başaramazsam, ya rezil olursam, ya gerçekten yetersizsem” gibi sorularla dolu olduğunu fark ettin mi?
Çoğu insan bu noktada kendine “tembelim, disiplinsizim, iradesizim” etiketleri yapıştırır. Fakat aslında işin derininde çoğu zaman tembellikten değil, yetersizlik duygusundan kaynaklanan bir kaçış vardır.
Yetersizlik Hissi Nereden Çıkar?
Bu duygu genellikle geçmiş deneyimlerle beslenir. Çocukken sık sık eleştirilen, sürekli kıyaslanan ya da kendi kararlarını vermesine fırsat tanınmayan kişiler, büyüdüklerinde “ben yapamam” düşüncesini bilinçdışı bir şekilde taşır. Yani ortada büyük bir başarısızlık yoktur aslında, ama zihnin derininde kök salmış o inanç sürekli fısıldar:
“Dikkat et, hata yaparsan değerini kaybedersin.”
Bu fısıltı öyle güçlüdür ki kişi, hata yapma ihtimaline karşı sorumluluk almamayı daha güvenli bir seçenek gibi görür.
Kaçışın Kısır Döngüsü
Sorumluluk almak, beraberinde kaygıyı da getirir. Çünkü zihinde hep o risk vardır: başarısızlık. Kişi bu kaygıyla baş edemeyince sorumluluktan kaçar. Kaçtığı anda geçici bir rahatlama yaşar: “Şimdilik kurtuldum.”
Ama işte tam bu noktada döngü başlar. Çünkü yapmadıkça kendine şunu kanıtlar:
“Bak, yine üstlenemedim. Demek ki yetersizim.”
Ve bu düşünce, bir sonraki sefer sorumluluk almaktan daha da uzaklaştırır. Kısacası, kişi kendini fark etmeden kendi kelepçesini kendi takar.
Psikolojik Altyapıyı Anlamak
• Öz-değer algısı: Kişi kendi değerini yeterince göremediğinde, adım atmak riskli gelir.
• Öğrenilmiş çaresizlik: “Ne denesem zaten olmuyor” düşüncesi kişiyi hareketsiz bırakır.
• Mükemmeliyetçilik: “Ya kusursuz yapamazsam” kaygısı, hiç başlamamayı daha cazip kılar.
Bunların hepsi aslında birer koruma mekanizmasıdır. Yani kişi sorumluluktan kaçtığında, temelde kendini başarısızlık acısından korumaya çalışıyordur.
Döngüyü Nasıl Kırabiliriz?
Çözüm, bir anda dev sorumlulukların altına girmek değil. Tam tersine, küçük ve yönetilebilir adımlarla başlamak. Bazen sadece o maile yanıt vermek, bazen sadece masanın bir köşesini toplamak bile bir başlangıçtır. Her küçük adım, zihne şu mesajı verir:
“Bak, yapabiliyorsun.”
Aynı zamanda başarısızlığı da hayatın doğal bir parçası olarak görmek gerekir. Çünkü hiçbirimiz kusursuz değiliz. Hata yapmak yetersizliğin değil, denemenin kanıtıdır.
Yetersizlik hissi ve sorumluluktan kaçış, çoğu zaman sandığımızdan daha derin kökleri olan bir psikolojik süreçtir. Bu duygunun farkına varmak, ona teslim olmamak için atılacak ilk adımdır. Çünkü aslında yetersiz değiliz; yalnızca kendi zihnimizin gölgesinde kalıyoruz.
Ve bazen o gölgeyi dağıtmak için tek gereken şey, küçücük ama cesur bir adımdır.